Modern Kimyanın babası Câbir ibn Hayyân İmam Cafer Sâdık’ın Öğrencisiydi

Cafer es-Sâdık’ın sadık öğrencisi Câbir ibn Hayyân Kimdir?

Câbir ibn Hayyân 721–815 yılları arasında yaşadı. Kûfe’de doğduğu için el-Kûfî; Yemen’li Ezd kabilesinden olduğu için el-Ezdî; İmam Ali er-Ridâ’dan tasavvuf ilmini aldığı için de es-Sûfî lakaplarıyla anılır. İmam Cafer es-Sâdık’ın en yakın müritlerinden ve öğrencilerindendi. Yazılarında İmam Cafer es-Sâdık’tan ma‘dinu’l-hikme (hikmetin kaynağı) ve seyyidî (efendim) diye sıkça söz eder ve bütün bilgisini ona borçlu olduğunu belirtir. Ezher âlimlerinden Muhammed Ebû Zehrâ bu noktaya şöyle değinir: “Câbir’in İmam Cafer es-Sâdık’tan belirli bir ders alma saati vardı. O saatte İmam’ın yanına ondan başkası giremezdi. Risalelerinin büyük bir kısmını hocası Cafer es-Sâdık adına yazmıştır.”

Filistin asıllı düşünürler İsmail el-Fârûkî ve Luis el-Fârûkî’ye göre Câbir, Cafer es-Sâdık’ın desteğiyle ateşe dayanıklı bir kağıt çeşidi ve gece okunabilen bir mürekkep icad etti. Yine Cafer es-Sâdık’ın desteğiyle öyle bir katkı maddesi keşfetti ki, demir üzerine konulduğunda pas yapıyor, fakat kumaş üzerine sürüldüğünde onu su geçirmez kılıyordu.

Fuat Sezgin, Câbir için şunları söyler: “Câbir ibn Hayyân, kantitatif (nicel) ve kalitatif (nitel) prensiplere dayanan bir bilim olarak kimyayı kurdu. Batı, Hayyân’ın kurduğu seviyeye 900 ile bin sene sonra ulaştı. Câbir aynı zamanda bütün insani duyguların matematiksel olarak ölçülebileceğine inanıyor, bunu da ‘ilmu’l-mîzân olarak adlandırıyordu.”

Gerçekten de Câbir fen bilimlerinde deneysel metodun önemini tam olarak kavramış ve bu metodu bütün çalışmalarında uygulamıştır. Modern anlamda ilk kimya laboratuarını kuran kişi olarak tarihe geçmiştir. Şu cümle ona aittir: “Bu kitapta, duyduklarımızı veya bize söylenenleri değil, ancak tecrübe ettikten sonra gözlediğimiz şeylerin özelliklerini zikrettik.”

Câbir’in kimyaya katkılarını şöyle özetleyebiliriz:

(1) Atomun parçalanması ile ilgili teori ona aittir. Şöyle dediği bilinmektedir: “Maddenin en küçük parçası olan el-cüz’ü’l-lezî lâ yetecezzâ’da (parçalanamayan parçacık, atom) yoğun bir enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öyle bir güç meydana gelir ki Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allah’ın kudretinin bir kanıtıdır.” Câbir bu gerçeğe Planck, Einstein, Heisenberg gibi fizikçilerden yaklaşık 1150 yıl önce ulaşmıştır.

(2) Bilim tarihçisi C. Singer, Câbir’in ilk defa sülfürik, hidroklorik, nitrik ve tartarik asitleri bulduğunu, bazı oksitleri elde ettiğini yazar.

(3) Câbir kimyasal reaksiyonlarda çeşitli maddelerden belirli miktarlarda bulunduğunu belirtmiş, böylece ‘sabit oranlar yasası’nın yolunu açmıştır.

(4) Max Meyerhof buharlaştırma, süzme, eritme, damıtma, billurlaştırma gibi metotları Câbir’e borçlu olduğumuzu belirtir.

(5) Metal işleme, paslanmayı önleme, kumaş ve deri boyama, cam yapımında mangan dioksit kullanma, yağ ve boyaların tanınması, bitkilerden yağ özütleme ve yaldızla yazı yazma ona ait buluşlardır.

Bu gün kimyada kullandığımız alcohol (alkol), alembic (imbik) ve alkali gibi bazı terimleri de Câbir’e borçluyuz. Bu Arapça terimler, bu günkü Kimyada Latince yazım şekilleriyle kullanılıyorlar.

Câbir bütün bilim dallarıyla uğraşan çok yönlü bir bilim insanıydı. Kimyanın yanı sıra fizik, tıp, astronomi ve felsefe alanlarında araştırmaları olduğu bilinmektedir. Optik kanunları ve mercekler teorisi de Câbir’e dayandırılır. O, iç bükey aynalar yardımıyla güneş ışınlarını bir yere toplayıp uzak mesafelerden ağaçları tutuşturmuş ve bir kaptaki suyu kaynatmıştır. Ayrıca onu genetiğin de babası sayabiliriz. Fuat Sezgin onun şu sözünü aktarır: “Allah bize fiziki kanunlar vermiştir. Bunlarla bitki, hayvan hatta insanın benzerini yapabiliriz. Allah beşere öyle kabiliyetler bahşetmiştir ki, beşer bununla kâinattaki tüm sır perdelerini çözmeye muktedirdir.”

Gerek doğulu gerekse batılı bilim insanları Câbir’e derin bir saygı duymuşlardır. Er-Râzî ve İbn Sînâ onu ‘üstatların üstadı’ olarak nitelerler. Batılılar Câbir’i Geber adıyla tanırlar. Fransız oryantalist Catdonne onu dünyanın 12 dâhisi arasında sayar. Max Meyerhof onun için şöyle der: “Avrupa’da kimyanın gelişimi doğrudan Câbir ibn Hayyân’a uzanır. Bu ilerlemede onun izleri sürülebilir.”Ünlü bilim tarihçisi George Sarton’a göre Câbir’in gerçek değeri ancak tüm kitapları yayımlanıp açıklandığı zaman anlaşılacaktır.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*